Bazen tek bir toz taneciği yeter size geçmişinizi hatırlatmak için.
Tozların geldiği yöne doğru yönelir başınız,
Onunla geçtiğiniz sokakta yürümekte oldugunuzu fark edersiniz.
Gözleriniz dolar.
Elinizi ilk tuttugu,sizi ilk öptüğü,ilk seviyorum dediği anlar canlanır bir anda zihninizde,
Kısa bir film gösterisi düzenler hafızanız.
Siz unuttuğunuz için ya da unuttuğunuzu düşündüğünüzde mutlu oldugunuz için hiç birşey olmamış gibi davranırsınız bir süre.
Ve o an gelir..
Belki aradan cok uzun zaman geçer belki de geçmez;
Ama birgün elbet gelir ve ben buradayım hala der.
Şans eseri bir fotograf görürsünüz,
Aklınızda şu cümleler belirir;
- O anda yanındaydım..
ya da
- Bunun hikayesini biliyorum..
İnkar edersiniz yine.
Ama canınız yanar.
Ve gözlerinize dolan yaşlar süzülmeye başlar elmacık kemiklerinizden aşağıya doğru
engellemek için gücünüz bile yoktur o anda.
Çalışmassınız da genellikle.
Yer çekimine yenik düşerek akıp giderler..
Tıpkı kalbinizin anılara yenik düştüğü gibi...
1 rakamını severim:
'günlerden bir gün...' ya da 'yağmurda el ele tutuşmuştuk hani...' diye 3 noktaları nice kelimelerle bitirebileceğimiz cümleler. iç cümleleri, sesleri. kimsenin duymadığı ama içimizde çığlık çığlığa olanlar. zamanla sesi azalır. azaldıkça sesimiz çıkmaz hale getirir bizi.
bir resmi yırtarken ya da bir mektubu yakarken aslında amaç: onu unutmak değil; acısını kalbimize daha derin kazıyıp hiç unutmamak isteiğimiz. 'bence'..
sessette.
Yorum Gönder